Dünyadan Haberler
Moderator
HABER MERKEZİ- Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli Valisi olan Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel tutuklandı.
İlginizi Çekebilir
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen Mustafa Türkay Sonel'in savcılıktaki sorgusunun ardından nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen Mustafa Türkay Sonel, "kasten öldürme" suçundan tutuklandı. Böylece soruşturmada tutuklu sayısı 10'a çıktı.
Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir'in de aralarında bulunduğu 15 şüphelinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov ile annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile Uğurcan A. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
İçişleri Bakanlığınca açığa alınan ve Elazığ'da gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Sonel, Erzurum'a getirilmişti. Mustafa Türkay Sonel'in yakın arkadaşı olduğu belirtilen ve ABD'de bulunan şüpheli Umut A. hakkında ise yakalama kararı çıkarılmıştı.
ESKİ VALİNİN OĞLUNUN İFADESİ CNN TÜRK'TE
Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli Valisi olan Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in jandarma ifadesine CNN Türk ulaştı. Detayları CNN Türk Muhabiri Merve Tokaz aktardı;
"Mustafa Türkay Sonel, dönemin Tunceli valisinin oğlu; aslında iddiaların hedefindeki, hatta bu soruşturmanın baş şüphelilerinden bir tanesiydi. Daraltılmış baz kayıtları raporları; Gülistan’ın cinayetin failleriyle birlikte ortak noktalarda bulunduğunu gösteriyor. Gülistan’ın çalıştığı kafede, Sarı Saltuk’ta, düğünde, farklı tarihlerde ve farklı noktalarda bazı buluşmalar söz konusu. Bu isimlerden bir tanesi de Mustafa Türkay Sonel’di. Ayrıca bir itiraf mektubu verilmişti.
O mektupta Gülistan’ın Mustafa Türkay Sonel tarafından istismar edildiği, bu istismar sonucu hamile kaldığı ve Gülistan’ın bebeği aldırmak istemediği için Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan’ı başından vurarak öldürdüğü ve sonrasında da cansız bedenin yok edilmeye çalışıldığı yönünde bir takım iddialar ve itiraflar söz konusuydu.
"GÜLİSTAN DOKU’YU ŞAHSEN TANIMIYORUM"
Peki Mustafa Türkay Sonel ne söyledi? İfadesinde, savcılık ifadesinde neler anlattı? O ifadeye ulaştık. Öncelikle Mustafa Türkay Sonel, “Gülistan Doku’yu şahsen tanımıyorum. Herhangi bir yerde, herhangi bir suretle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişimim olmadı. Sadece kaybolmasından sonra, herkes gibi ben de basından duyduğum kadarıyla tanıdım. Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarından veya verilerinden bir şey silmedim. Böyle bir şey mümkün değildir. Benim veya bir yakınımın bu olayla bir ilgisi yoktur.” diyor.
"İSMİNİ BASINDAN DUYDUM"
Burada hem kendisini hem de babası Tuncay Sonel’i savunmaya yönelik bir beyanda bulunuyor. “Ben Gülistan Doku’nun kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım.” diyor. Ancak daraltılmış baz kayıtları raporuna göre Gülistan’ın çalıştığı Hanımeli Kafe’ye gidiyor ve orada ortak baz veriyor.
“Şubat” isimli gizli tanık ne diyordu? 27 Aralık 2019 gecesinde Zeynel, Gülistan’ın bir arkadaşı, Uğur Can, Umut Altaş ve Mustafa Türkay Sonel’in gençlik merkezinin üst katında alkol ve uyuşturucu kullandıkları, ardından Gülistan’a burada tecavüz ettikleri yönünde ifade vermişti. Ancak Mustafa Türkay Sonel bu ifadeyi reddediyor ve “Ben Gülistan’ı hayatımda hiç görmedim, ismini bile basından duydum.” diyor.
İfadesine şöyle devam ediyor: “Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili herhangi bir bilgim yoktur. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiçbirisi Gülistan Doku’yu tanımazdı.”
Arkadaş grubu olarak ifade ettiği kişiler firari Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz. Ancak bu isimler Gülistan’ın bulunduğu noktalarda birlikte görülüyor. Bunlar da savcılık tarafından tespit edilen hususlar arasında.
Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Dilekçe verildi
"BEYANLARINHİÇBİRİNİ KABUL ETMİYORUM"
Öte yandan Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’ün 2019 ve 2020 yıllarında kullandıkları hatlar dışında başka hatları olup olmadığı konusunda bilgisi olmadığını söylüyor.
“Üzerime atılan bu beyanları, gizli tanığın hakkımda vermiş olduğu ifadelerin hiçbirini kabul etmiyorum.” diyor. “05.01.2020 tarihinde kendime ait plakalı araçla Elazığ istikametinden Tunceli’ye girişimin görüldüğü, ancak öncesinde Tunceli’den Elazığ’a çıkışımın görülmediği hususuyla ilgili söyleyecek bir şeyim yoktur.”
Burada kayıtlara yansıyan bir görüntü söz konusu. Yan koltukta Umut Altaş, sürücü koltuğunda Mustafa Türkay Sonel bulunuyor. Bu görüntüyle ilgili olarak: “Elazığ istikametinden Tunceli istikametine gidiyordum.” diyor.
Silahlarla ilgili ise: “Benim renkli boncuk atan tüfeklere karşı bir merakım vardır. Bu ilgiyi arkadaşımın yönlendirmesiyle öğrendim. Celal Altaş’ın ifadesinde geçen, oğlu Umut ile yaptığı telefon görüşmesinde benim ‘Bu tabanca ile birisini vurdum’ dediğim iddiası kesinlikle yalandır. Böyle bir beyanda bulunduğumu bilmiyordum, çok şaşkınım. Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur. Bu sporla ilgili evin bahçesinde oynadığımız birçok fotoğraf ve video mevcuttur. Kullanılan ekipmanların faturaları da vardır. Bunların hiçbiri gerçek tabanca değildir. Bana ait bir tabanca söz konusu değildir.” diyor.
BAZ KAYITLARI İLE ÇELİŞTİ
Gençlik merkeziyle ilgili sorulara ise şu şekilde yanıt veriyor: “Ünsal, Uğurcan, Şafak ve hatırlayamadığım birkaç dershane ve okul arkadaşımla birlikte gençlik merkezine giderdim. Ayrıca çevredeki kafelerde de zaman geçirirdik. Daraltılmış baz kayıtlarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir.” Yani, aynı baz sinyalinde bulunmanın aynı yerde olduklarını göstermediğini savunuyor.
Yaklaşık 6 sayfalık ifadesinde kendisine çeşitli sorular yöneltiliyor. Özellikle valinin koruması Şükrü Eroğlu ile ilgili sorular soruluyor. Savcılık tarafından: “Gülistan Doku’ya ait eşyaların intihar algısı yaratmak amacıyla yok edildiği değerlendirilmektedir. Barajda bulunan makas, peçete ve el yazılı not ile 5 Ocak 2020 günü bulunduğunuz bölgenin aynı olduğu tespit edilmiştir. Bu malzemeleri kimin attığı?” şeklinde sorular yöneltiliyor. Mustafa Türkay Sonel ise: “Ben Gülistan Doku’yu tanımam ki eşyalarını bileyim. Biz o bölgede araçla hareket halindeydik, durup beklemezdik. Zaten aracın durabileceği bir yer yoktur.” diyor. Ancak bölgede araç park edilebildiği de biliniyor.
"SINAVLARIMA HAZIRLANIYOR OLMAM GEREKİRKEN BURADA BULUNUYORUM"
Son olarak: “Bahsettiğiniz malzemeleri kimin attığını bilmiyorum. Gizli tanığın beni suçlayan beyanları asılsızdır. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum. Bu durum bana ve aileme karşı yapılmış bir itibar suikastıdır.” ifadelerini kullanıyor.
Ayrıca: “Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Üniversite son sınıf öğrencisiyim. Sınavlarıma hazırlanıyor olmam gerekirken burada bulunuyorum. Bu durum beni çok üzüyor. Gülistan’ı tanımadığım için aynı ortamda olsak bile fark etmezdim.” diyor. İfadesinde defalarca “Gülistan Doku’yu tanımadım, görmedim” şeklinde beyanda bulunuyor.
Son olarak tutuklamaya sevk yazısında; Gizli tanık beyanları, daraltılmış baz kayıtları ve diğer deliller doğrultusunda kuvvetli suç şüphesi bulunduğu, suçun niteliği göz önünde bulundurularak tutuklanmasına karar verildiği belirtiliyor.
Ayrıca Koçpınar Köyü’nde yer altı görüntüleme cihazıyla yapılan aramalarda, bilirkişi raporuna göre daha önce gömülmüş bir cansız bedene dair bulgular olduğu da dikkat çekiyor."
Kredi kartı limiti düzenlemesi askıya alındı iddiası! BDDK açıklama yaptı